Eski şehrin taş sokakları geceleri başka bir dile bürünürdü. Ay ışığı, yıpranmış duvarlara usulca dokunur, rüzgâr dar aralıklardan geçerken eski zamanların fısıltılarını taşırdı. O sokaklardan birinde yaşayan genç, her gece küçük ahşap masasının başına oturur, mürekkep kokusuna karışan duygularını kâğıda dökerdi.
Kalemi ağırdı; çünkü her kelimeyi seçerdi. Yazdığı her cümle, kalbinin ritmiyle atar gibi kâğıda işlenirdi. Acele etmezdi. Bilirdi ki aşk, sadece hissetmek değil, beklemeyi bilmekti. Mektuplarını bitirdiğinde, onları özenle katlar, zarfa yerleştirir ve sabaha kadar başucunda saklardı; sanki biraz daha beklerse duyguları daha da olgunlaşacaktı.
Mektuplar, şehrin öteki ucundaki küçük bir köşe kafeye ulaşırdı. Genç kadın, her seferinde aynı masaya oturur, zarfı yavaşça açardı. Önce kâğıdı koklardı; sanki kelimelerden önce duyguları içine çekmek ister gibi. Okurken bazen gülümser, bazen gözleri dalardı. Çünkü o satırlarda sadece sözcükler değil, bekleyiş vardı… sabır vardı… emek vardı.
Yıllar geçti.
Şehir değişti. Taş sokakların yerini asfalt yollar, mektupların yerini ekran ışıkları aldı.
Başka bir genç, geceleri telefonuna bakarak oturuyordu şimdi. Parmakları hızlıydı; düşünmeden yazıyor, düşünmeden siliyor, bir kalp işaretiyle duygularını tamamladığını sanıyordu. Mesajlar anında gidiyor, anında okunuyor, ama çoğu zaman aynı hızla unutuluyordu. Beklemek yoktu artık. Sabır, eski bir kelime gibiydi.
Bir gün, eski bir çekmecede sararmış zarflar buldu.
Merakla açtı birini. Yazılar titizdi, kelimeler derindi. Okudukça yavaşladı. İlk kez bir cümlenin içinde durdu. İlk kez bir duygunun acele etmediğini fark etti. O anda, kalbinin içinde tanımadığı bir boşluk hissetti; sanki bugüne kadar hep hızlı yaşamış ama eksik hissetmişti.
Telefonuna baktı. Yazdığı mesajı silmedi bu kez. Bekledi.
Dakikalar geçti. Sonra biraz daha.
Ve ilk kez, bir cevabı beklerken acele etmedi. O an anladı ki aşk hâlâ vardı; sadece unutulmuş bir dili konuşuyordu.
Eski zamanların sabrı ile yeni dünyanın hızı, onun içinde bir yerde buluştu.
Ve belki de aşk, tam o anda yeniden doğdu.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!