Her insanın içinde kimsenin bilmediği bir harita vardır.
Yolları görünmez, sınırları çizilmemiş, pusulası yalnızca hislerle çalışan bir harita…
Benimki de öyle.
Kalbimin gizli bir haritası bu.
Her çizgisi yaşanmışlıkla dolu.
Bu haritada herkesin adı yazmaz.
Bazıları sadece bir uğrak yeridir, gelir, iz bırakır ve gider.
Ama bazıları vardır ki, haritamın tam ortasına işlenir. Silinmez, kaybolmaz, unutulmaz.
Kalbimin haritasında yüksek dağlar var.
Kolay aşılmayan gururlar, kırgınlıklar, suskunluklar…
O dağları geçebilen biri, gerçekten kalmak istemiş demektir.
Vadilerim var, en savunmasız yanımın saklandığı yer.
Korkularımın yankılandığı, çocukluğumun hâlâ içimde nefes aldığı yer…
Oraya herkesi almam.
Çünkü o vadiler, en kırılgan yanımı saklar.
Ve herkes, bir insanın en kırılgan hâlini taşıyacak kadar güçlü değildir.
Bir de gizli bir bahçe var…
Sadece bir kişiye açılan.
Güneş hep orada doğar, sevgi orada büyür, sadakat orada kök salar.
O bahçeye giren biri artık misafir değildir.
Bu haritanın pusulası mantık değildir.
Yönünü kalp atışları belirler.
Bazen fırtınalarda kaybolurum, bazen sessizliğe karışırım.
Kalbimin haritası kusursuz olmak zorunda değil. Yanlış yollar da bana ait, doğru duraklar da…
Ve eğer bir gün biri o gizli haritayı dikkatle incelerse, dağları aşar, vadilerde sabreder, bahçeyi incitmeden yürürse…
işte o zaman kalbimin merkezine ulaşır.
Orada, beni gerçekten anlayan biriyle karşılaşır.
Çünkü bazı yollar sadece cesur olanlara açılır. Ve bazı kalpler…
haritasını herkese vermez.
Çünkü herkes o yolu tamamlayamaz.
…
Bu yazıyı kalbimin bir parçasını anlatır gibi yazdım. Her insanın içinde kimsenin bilmediği bir dünya olduğunu, benim de o dünyamı bir “harita” üzerinden anlattım. Kimlerin sadece uğradığını, kimlerin iz bıraktığını ve kimlerin kalbimde gerçekten yer edindiğini kendi iç sesimle ifade etmeye çalıştım. Bu yazı, aslında insanın kendini ve hislerini koruma biçiminin bir yansımasıdır.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!