Aşkı düşününce aklıma zaman geliyor…
Çünkü seni sevmek, her yaşta başka bir hikâye.
Seni, On beş yaşımın telaşsız kalbiyle
Sevmek isterdim…
Bir gülüşünle içime bahar düşen,
Adını duyunca bile yüzümün kızardığı,
Aşkı senden ibaret sandığım
O masum zamanlar gibi…
Seni, Yirmi yaşımın yangınıyla
Sevmek isterdim…
Ellerinin ellerime karıştığı,
Gecelerin yıldız koktuğu,
Bir öpücüğünle dünyanın sustuğu
O büyülü zamanlar gibi…
Seni, Otuz yaşımın derinliğiyle
Sevmek isterdim…
Kalbimin sende dinlendiği,
Sesinin en güzel şarkım olduğu,
Sarılışının bütün yalnızlıkları unutturduğu
O tutkulu zamanlar gibi…
Seni, Kırk yaşımın olgunluğuyla
Sevmek isterdim…
Aşkın sadece his değil,
Emek ve sadakat olduğunu bildiğim,
Hayat yorarken bile
Birbirimize yaslandığımız
O gerçek zamanlar gibi…
Seni, Elli yaşımın huzuruyla
Sevmek isterdim…
Yavaşça… incitmeden…
Saçlarına düşen beyazları severek,
Birlikte susmanın bile mutluluk olduğu,
Aynı gökyüzüne bakıp
İçimizden aynı duayı ettiğimiz
O sakin zamanlar gibi…
Ve seni…
Bugünkü aklım,
Bugünkü kalbim,
Bugünkü ruhumla
Sevmek isterdim…
Bir ömür değil,
Bin ömür yetmezmiş gibi…
Ne eksik, ne fazla…
Olduğun gibi…
Gözlerine baktığımda
Kendimi evimde hissettiğim gibi…
Bir ömre sığmayacak kadar derin,
Zamandan taşacak kadar büyük,
Sebepsiz… mesafesiz…
Ve hiç bitmeyecek bir aşk gibi…
Seni, Her yaşımda yeniden,
İlk kez sever gibi
Sevmek isterdim…!
……….
Aşkın, zamana yenik düşen değil,
zamana direnen ve her yaşta yeniden doğan bir duygu olduğunu vurguluyorum. Çünkü gerçek sevgi, yıllar geçtikçe eksilen değil, derinleşen bir histir. İnsan değişse de, zaman akıp gitse de, kalpten gelen bir aşk her yaşta başka bir anlamla yeniden filizlenir. Bu şiirde, sevmenin yalnızca bir ana değil, bir ömre yayılan en güzel yolculuk olduğuna inanıyorum.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!