Eğer bir gün susarsa içimdeki bu yorgun aşk, Bir yağmur gecesi,
Sen fark etmeden
Usulca çekileceğim kalbinden…
Sırlarımı, korkularımı
Ve sana ait en güzel hisleri
İçimde saklayıp
Sessizliğe emanet edeceğim.
Üzülme… Korkma.
Ne kıracağım seni,
Ne de kalbini inciteceğim.
Ve sana asla
“Hoşça kal” demeyeceğim…
Sadece, Zamanın durduğu bir an gibi
Uzun uzun bakacağım gözlerine,
Bir anı gibi kazıyacağım seni içime
Ve öyle gideceğim…
Gittiğimde anlayacaksın,
Aşkın bazen dokunmadan da sevdiğini… Ve bir kalbin, Sessizce de özlenebildiğini…Ben ise, Hatıralarımızın en güzel yerinde
Bir tebessüm gibi kalacağım.
Üzülme… Korkma…
Ben sana hiçbir zaman
“Hoşça kal” diyemem ki…
…
Bu yazıyı, bazı duyguların susarak da var olabileceğini anlatmak için yazdım. Aşkın her zaman konuşmak, kalmak ya da sahip olmak olmadığını,bazen incitmeden uzaklaşmanın da bir sevme biçimi olduğunu fark etmeye çalışıyorum. Bu metin, içimde kalan hislerin bir hatıra gibi sessizce yerini koruduğunu ve bazı vedaların bile sevgiyle yapılabildiğini anlatıyor. Okuyan herkesin kendi hayatında benzer bir sessiz duyguyu bir yerlerde hatırlayabileceğini biliyorum.
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!